Cuma, Şubat 10, 2006

Güç


Bir kişinin diğerlerine, bazen diğerleri karşı koysa da, kendi iradesini kabul ettirmesine güç denir. Güç, türlerine göre üçe ayrılır.

Bunlardan ilki kaba kuvvettir. Bu gücün en ilkel halidir. Ders çalışmayan oğlunuzu yanınıza çağırıp bir tokat patlatırsınız. “Haylaz herif! Bir daha dersine çalışmadığını görürsem daha beter yaparım” diye gürlersiniz. Zavallı çocuk dayak korkusundan ders çalışmaya başlar veya en azından çalışır gibi yapar.

Bir başka sefer çocuğunuzu çağırır, uzun bir söylev çekersiniz. “Bir daha dersine çalışmazsan harçlığını keserim, televizyonu, bilgisayar oyununu ancak rüyanda görürsün” dersiniz. Bu ise otoritedir. Annelik, babalık konumunuzu kullanarak istediğinizi yaptırırsınız. Çocuk durumdan pek hoşnut olmasa da dediğinizi yapmak zorunda kalır.

Gücün üçüncü türü ise İngilizce’de “influence” olarak adlandırılan, Türkçe’de “etki” olarak tercüme edebileceğimiz kavramdır. Siz çocuğunuza ne kaba kuvvetle, ne de otoritenizi kullanarak ders çalışmasını söylersiniz. Ama ders çalışması gerektiğini bilir ve kendisi ders çalışır. Direkt olarak bir şey yapmazsınız, ancak istediğiniz olur. Bizim kültürümüzde pek rastlanılmayan “etki” gücün en gelişmiş ve olması istenilen türüdür.

Bir toplumda gücün hangi türünün kullanıldığı, o toplumun aslında gelişmişlik düzeyini gösterir. İlkel toplumlar kaba kuvvete dayanırken, gelişmekte olanlar kaba kuvvetle otorite arasında bir yerlerde dolaşır. Gelişmiş bir toplumda ise kaba kuvvet pek yer bulamazken otorite ve etki ağırlığa sahiptir.

Güç öyle bir şeydir ki kullanmasını bilmeyenlerin elinde çok tehlikeli bir hal alabilir. 15 yaşındaki çocuğun eline tabanca verirseniz, kime zarar vereceğini bilemezsiniz. Görevini hakketmeyen birini yönetici yaparsanız kimin canını yakacağını, kimi işten atacağını bilemezsiniz. Güç, yetki hakkedene, kullanmasını bilene verilmelidir. Hele ki devlet gücü ehil ellere verilmediği zaman çok vahim sonuçlar doğurabilir.

Gerçek güçlü kişi, konumundan, fiziksel durumundan, parasından dolayı avantaj sahibi olan kişi değildir. Kendinden zayıfı ezmeyen, gücünü gerektiği şekilde kullanan, kaba kuvvete başvuran değil, “etki” sahibi kişidir. “Etki” edebilmek belli bir altyapı, karakter, bilgi ve kültür gerektirir. Bizim ülkemizde ise ne yazık ki hala kaba kuvvet ve otorite hükümranlığı sürüyor. Gücü elinde tutan ayrıcalıklı bir sınıf diğerlerini eziyor, onların haklarını gasbediyor.