Salı, Ocak 03, 2006

Farklılaşmak

Deniz otobüsü iskelesinde bekleyenlere dikkat etmişsinizdir belki. Bariyerin arkasındaki kalabalık kapılar açılır açılmaz koşar adım deniz otobüsünün en yakın kapısına akın eder ve kapının önünde yığılma yaşanır. Oysaki arka kapı da açıktır, ancak buradan binmeye çalışanlar azınlıktadır. Peki koşuşturan bu insanların ne acelesi vardır? Zaten herkes için yeterli yer yok mudur? Amaç pencere önündeki yerleri kapmaksa, boş olan arka kapı yerine ön kapı önünde yığılmak niyedir?

Akşam ağıla dönen koyunları göreniniz var mıdır? Hepsi ağılın kapısı önünde yığılırlar ve içeri girmeye çalışırlar. Giremeyince de çoban onları içeri sokar.

Yukarıdaki deniz otobüsü örneğinde olduğu gibi topluluk psikolojisiyle hareket ederseniz koyundan farkınız kalmaz. Ama eğer farklılaşabilir ve arka kapıya yönelirseniz kazançlı çıkarsınız.

Yaşamda da eğer kitle psikolojisi içerisinde davranırsanız birileri sizi güder. Yaratılan suni gündem, suni tartışmalar içinde sürüklenir gidersiniz. Evlilik yarışmalarında kim kiminle evlenecek, hangi siyasetçi ne dedi, kime dedi, niye dedi, ünlü pop yıldızı kime sataştı, taze manken adayı kiminle beraber...

Suni gündem sizi girdabına alınca gerçek sorunlardan uzaklaşırsınız, popüler kültürün esiri olursunuz. Çocuğunuzun okuldaki eğitim kalitesinin düşüklüğünden ziyade Seda ile Nihat ayrılacak mı konusu sizin için daha öncelikli olabilir.

Ancak burada bahsettiğimiz farklılaşmak "bukelamun" olmak değildir. Bukelamun ortam değişikliklerine uyum sağlamak için farklılaşır, renk değiştirir. Bu bir tür araziye uyum hareketidir. İrili ufaklı dansözlerin çok olduğu iş yaşamında bukelamunlara da bol miktarda rastlarız. Koyun sürüsündeki kara koyun olmak ise bir bedel gerektirir, bu bedel bazen dışlanma dahi olabilir.

Bizler peki ne derece "kara koyun" olmaya hazırız veya niyetliyiz. Farklılaşmak uğruna kara koyun olmalı mıyız? Tartışmaya değer.